IPB

Hoşgeldiniz ( Giriş | Kayıt Ol )

Profil
Üye Resmi
Puanlama
 
Seçenekler
Seçenekler
Kişisel Açıklama
NoFeaR henüz kişisel bir bildirimde bulunmamış....
Kişisel Bilgiler
NoFeaR
Takipçi
27 yaşında
Bay
NoFeaR
Doğum Tem-3-1981
İlgi Alanları
Bilgi Yok
İstatistikler
Üyelik: 26-September 07
Profil Görüntüleme: 3,828*
Son Görülme: 19 05 2008 - 03:13 PM
Yerel Zaman: 04 12 2008, 09:04 AM
762 ileti (2 adet gün başına)
İletişim Bilgileri
AIM Bilgi Yok
Yahoo Bilgi Yok
ICQ Bilgi Yok
MSN Bilgi Yok
Contact Gizli
* Profil görünümü her saat başı güncelenir

NoFeaR

Moderator

***


Başlıklar
İletiler
Yorumlar
Arkadaşlar
İçerik
14 Oct 2007
VATS sistemini gösteren bir resim:



Bethesda Softworks tarafından geliştirilen , oyun tarihinin klasiklerinden biri olan Fallout serisinin 3.oyununun 2008'in son çeyreğinde hazır olacağı daha önce açıklanmıştı. Oyun hakkında geçtiğimiz aylarda bir fragman yayınlayan firma, yavaş yavaş oyun hakkındaki bilgileri açığa çıkarmaya başladı. Bethesda'nın geçtiğimiz yıla damga vuran RPG oyunu Oblivion gibi, Fallout 3 de birinci şahış görünümünden oynanacak ama aynı zamanda 3. şahış görünümü opsiyonu da olacak. Oblivion gibi fantastik bir atmosferde kılıç kalkan dövüşü yerine nükleer savaş sonrası yerle bir olmuş şehirde tüfeklerle yolumuza devam edeceğiz. Oyunun RPG kökenlerinden dolayı, silahlar ile hedefleri vurabilme başarımız, kendi yeteneğimizle beraber oyundaki karakterimizin yeteneklerinin birleşiminden oluşacak. Oyun klasik RPG'ler gibi yüzlerce quest içerecek. Oyundaki karakter sayısı ise Oblivion'a kıyasla çok daha az olacak. Oblivion'da 1500'e yakın karakter mevcut iken, Fallout 3'te bu sayı 300-400 aralığında olacak. Bethesda'nın söylediğine göre her karakterin diyalog biçimi ve kişiliği kendine özgü olacak.

Fallout 3, 2.oyundan aşağı yukarı 30 sene sonrasını ele alacak. Fallout 3'te senaryo'yu anlayabilmek için ilk 2 oyunu oynamış olmamız gerekmeyecek. Oyundaki başlangıç noktamız ise Washington D.C. çevresinde bir yer. Fallout 3'te de Oblivion'da olduğu gibi seçimlerimiz oyunun sonuna ulaşma şeklimizi etkileyecek. Oyuncu seçimininin etkileri kimi zaman daha uzun sürede belli olacak. Bethesda bununla ilgili patlamamış bir nükleer bomba etrafında kurulmuş olan şantiye kasabası Megaton örneğini verdi. Megaton'a ulaştığımız zaman iki seçeneğimiz olacak. Eğer bombayı çözebilirsek oradaki bir yabancı bize ödül verecek. Eğer bomba ile biz uğraşmayıp kasabanın şerifine haber verirsek olaylar daha farklı gelişecek. Bombayı biz çözmeye çalışırsak, bütün Megaton şehri bir patlama ile yok olacak ve buradaki bütün questler ve yaşacağımız maceralar iptal olacak. Yalnız, Megaton'un patlaması ile Tennepy Towers adı verilen yeni bir alanı keşfetmiş olacağız. Eğer şerif'e bomba ile uğraşmasını söyleseydik bu sefer de Tennepy Towers'taki questleri ve ödülleri kaçırmış olacaktık. Oyunda bunun gibi tercihlerle oynayışa direk etkide bulunabileceğiz.

Oyundaki dövüş sistemi gerçek zamanlı olacak. Karakterimizin yetenekleri burada da etkili olacak. Fallout 3'te , serinin eski oyunlarında da bulunan bir özellik var. Aksiyon anında oyunu durdurup, Fallout stilinde dövüşmek. VATS ( Vault-Tec Assisted Targeting System) adı verilen bu sistemle düşmanları seçip aksiyon puanlarımızı üstlerinde kulllanabileceğiz. Mesela , aksiyon anında oyunu durdurup rakibin vücudunun belirli bir bölgesine ( ayağına- bu da onun yavaşlamasını sağlayacak-) zarar verebileceğiz.

Fallout 3'teki şiddet içeriği ise oyuna 18 + damgası verileceği izlenimi veriyor. Havada uçuşan kafalar, parçalanan kemikler ve hatta göz bebekleri…

Oyundaki karakter yetenekleri ise seriye sadık kalan S.P.E.C.I.A.L. sisteminde devam ediyor. Strength, Perception, Endurance, Charisma, Intelligence, Agility ve Luck. Bu yeteneklerin haricinde tamir etme gibi oyun içinde öğrenebileceğimiz yeteneklerimiz olacak. Level atladığımız zaman önceki yeteneklerimizi geliştirebilme ve yeni yetenekler kazanma şansımız olacak. Fallout 3'te maksimum level 20 olacak.

Oyundaki silah ve zırhlar ise serinin önceki oyunlarına benzer olacak. Oyunda silahlarımız belirli bir kullanım süresinden sonra yıpranmaya başlayacak, tamir etmediğimiz silahların atış hızı azalacak, isabet oranı düşecek ve benzeri.. Oyunda aynı zamanda bulduğumuz parçalardan kendi silahlarımızı yaratabileceğiz.

Oyunun teknik özelliklerine gelirsek eğer; oyundaki grafik motoru Oblivion motorunun gelişmiş versiyonu. Eski Fallout oyunlarındaki mekanlara sadık kalarak oldukça güzel görünümlü bir oyun yaratıyor Bethesda.

2008 yılı son çeyreğinde PS3, Xbox 360 ve PC için çıkacak olan Fallout 3 oldukça güzel görünmesine rağmen hala yapım aşamasında. Tüm zamanların klasiklerinden birini yeniden canlandırarak daha oyun çıkmadan Fallout severlerin gönlünü kazanan Bethesda, öyle görünüyor ki oyunu yaptıktan sonra da birçok oyun severin takdirini ve sevgisini kazanacak.


ALINTIDIR

14 Oct 2007


2.dünya savaşı konulu FPS oyunlarında bayrağı 2003 yılında Medal of Honor'dan devralan Call of Duty, daha sonra gelen ek paketleri ve serinin yeni oyunları ile zirvede kalmaya devam etmişti. Serinin son oyunu olan Call of Duty 3'ün PC'ye çıkmaması, yeni bir Call of Duty oyunu için duyulan özlemi arttırmıştı. Infinity Ward'un geliştirdiği Call of Duty 4 Modern Warfare bu özlemi bitirecek. Daha önceki Call of Duty oyunlarına göre farklı bir oynanış ve senaryo sunan singleplayer'ın yanında Call of Duty 4 oldukça sağlam bir multiplayer ile geliyor. Call of Duty 4'un yapımcıları gösterdikleri videolarda ve verdikleri bilgilerde o kadar iddialılar ki, Call of Duty 4'ün çıktığı her platformda en iyi oyun olacağını söylüyorlar. Oyunun multiplayer kısmı o kadar fazla yenilik içeriyor ve eğlence vaat ediyor ki biz de PCLABS ekibi olarak size bunun hakkında detaylı bilgiler vermek istedik.



Call of duty 4 Modern Warfare'da Multiplayer'da seçilebilecek 5 adet sınıf olacak: Assault, Spec Ops, Light Machine Gunner, Demolitions ve Sniper. Her bir sınıf için daha önce belirlenmiş olan birinci, ikinci silah, el bombası ve PERK (birazdan anlatacağız) olacak. Bunun yanında kendi yaratabileceğimiz tamamen kendi zevkimize özel 5 adet sınıf da olacak. Böylece toplamda 10 adet sınıf seçilebilecek.

Oyunu oldukça ilgi çekici hale getirecek olan PERK sistemi şöyle işleyecek: Her karakterde, sınıfına özel 3 adet PERK olacak. Videolarda da gösterilen PERK'lerden bazıları şöyle:


PERK Kategori 1:
* Bomb Squad: Bombaları görüp, imha edebilme.
* 2 adet C4 bombasına sahip olma.
* Bombaların etkisini 3 katına çıkarma.

PERK Kategori 2:
* Juggernaut: Daha fazla can.
* Şarjörü daha çabuk doldurma.
* UAV Jammer: Radarda görünmez olma.

PERK Kategori 3:
* Kurşunların ince duvarlardan geçebilmesi.
* Daha uzun süre hızlı koşabilme.
* Öldüğü zaman yere bomba bırakma.

Bu Perk kategorileri sadece bir sınıf için ve hepsi bu kadar değil. Oyundaki tüm sınıfları düşününce, bir an önce hepsini denemek için insan can atıyor.

PERK sistemi dışında oyunda elde edilen başarıya göre seviye atlama olacak. Bildiğimiz Deathmatch türündeki oyunlarda öldürdüğümüz zaman veya asist yaptığımız zaman puan alacağız, bunun yanında takım olarak oynanan oyunlarda takımın kazanması için yapılacak olanlar bize puan olarak geri dönecek. Oyunun bu kısmında önemli olan nokta uzun süre oyunu oynayıp level atlayan ve çeşitli ödüller ulaşan oyuncuların , oyunu daha az oynayan kesime göre belirli bir üstünlük kurup, oyuna yeni başlayan oyunculara ecel terleri döktürüp döktürmeyeceği.




Call of Duty 4 Modern Warfare multiplayer'da kısa süreli başarılar için de ödüller olacak. Yapımcıların örnek olarak verdikleri durumlar şunlar: Üst üste 3 kişiyi öldürürsek , radar'ı kullanma hakkına, 5 kişi öldürürsek hava saldırısı düzenleme hakkına, 7 oyuncuyu peş peşe öldürürsek, açık alanda düşmanın başına bela olacak olan Helikopteri savaş alanına davet etme hakkına sahip oluyoruz.

Call of Duty 4 Modern Warfare'ın Multiplayer kısmında yeterli sayıda harita ve mod olacak. Oyunun yenilik içeren kısımlarına zaman ayırdığımız için bunları bahsetme gereği duymadık.5 Kasım'da Xbox 360, Playstation 3 ve PC için çıkacak olan Call of Duty 4 Modern Warfare hakkında daha fazla bilgiye http://www.charlieoscardelta.com adresinden ulaşabilirsiniz.


ALINTIDIR



14 Oct 2007


2006 yılının sonlarına doğru, THQ piyasaya sürdüğü Company of Heroes ile büyük bir sükse yapmış , strateji türünü bir üst seviyeye taşımıştı. Company of Heroes ile Sierra'nın 20 Eylül'de piyasaya çıkaracağı World in Conflict arasında bazı benzerlikler var. Her yıl olduğu gibi firmalar 2006 yılının sonbahar -kış mevsimleri arasında hit oyunlarını piyayasa sürecekti. Company of Heroes, bu oyun bulutu arasında beklenen oyunlardan biri olsa da, birçok kişi bu oyunun yapacağı etkiden habersizdi. World in Conflict'in de 2007 sonbaharında gelecek olan Crysis, Unreal Tournament 3, Assassin's Creed, Half life 2 Episode 2, Call of Duty 4 gibi hit oyunların gölgesinde kalmasına rağmen, piyasaya çıktığı anda geçtiğimiz yıl Company of Heroes'un yaptığı etkiyi tekrarlaması muhtemel görünüyor.


Bu öngörümüz neye dayanıyor ? Oyunun hem multiplayer beta'sını hem de singleplayer / multiplayer demosunu deneme fırsatı bulduk ve gördüklerimiz bizi etkiledi.

Öncelikle oyunun türünden bahsedersek eğer; oyun bir gerçek zamanlı strateji oyunu. Yalnız oyunda daha önceden alışık olduğumuz kaynak topla, bina yap ve ordu kur sistemi kurulmuyor. Ya da en azından ilk ikisinin olmadığını söyleyebiliriz. Oyunda kaynaklarımız ekranın sağ üst köşesinde yazıyor, bu kaynaklar oyun içindeki durumumuza kendi kendine artıyor. Elimizde bulunan kaynaklar ile herhangi bir tank, asker veya helikopteri yaptığımız zaman , öncelikle bunların nereye ineceğini haritada belirliyoruz. ( Çünkü havadan uçak vasıtasıyla yere iniyorlar ) Bir tank'ın inme süresi 15-20 saniye arasında değişiyor. Oyunda herhangi bir base'imiz yok, kontrol ettiğimiz stratejik noktaların sayısına göre ordumuzu indirebileceğimiz bölgeler de artıyor.

Oyunun konusu hakkında söylenecek fazla birşey yok, Amerika'ya saldırı düzenleyen Sovyet ordusuna karşı Amerika'nın mücadelesi konu olarak işleniyor. Oyunda hem skirmish'te hem de multiplayer'da Sovyetler ile oynayabilmek beni Red Alert oynarken yaşadığım anılara götürdü.
Oyunun grafikleri ve fizik motoru oldukça iyi, yalnız detayları tam olarak açamadığım için detaylı yorumlar yapamayacağım. Amd 3200 , 1024 ram, 512 mb ati x 1600 ekran kartımda 1280 * 1024 çözünürlükte ve orta seviye detaylarda akıcı olarak oynayabildim.

Oyunun konusu, grafikleri ve oynanışı hakkında bilgiler verdik. Peki nedir World in Conflict'i bu kadar özel yapan veya oyunu oynarken hissettiğimiz sınırsız adrenalinin sebebi ? Oyunun multiplayer kısmı singleplayer'dan daha zevkli. Multiplayer'da herhangi bir haritaya girdiniz diyelim. Öncelikle Amerika veya Rusya'yı seçiyorsunuz. Ondan sonra hangi ordu üzerinde özelleşeceğinizi seçiyorsunuz. Bunlar ise: Airborne, infantry, armor squad ve artillery squad. Diyelim Airborne'u seçtiniz, heavy ve medium helikopterleri kullanma hakkına sahip oluyorsunuz ama infantry'i seçen birinin kullandığı özel askerleri savaş alanında kullanamıyorsunuz. Örnek: Sniper. Armor squad için de heavy tank örnek olarak verilebilir. Peki infantry seçen biri başının tepesinde uçuşan helikopterlere karşı ne yapabilir ? Çok fazla birşey yapamaz. Bu yüzden multiplayer 2'ye 2 oynanmıyor. 32 oyuncuyu destekleyen haritalar var oyunda. Oyunda seçilen farklı ordu tipleri ile takımlar kendi içinde dengesini buluyor. Multiplayer o kadar çabuk oynanıyor ki, bir FPS'den farksız. Oyunda bahsetmek istediğim başka bir önemli bir nokta da : kağıt , makas, taş sistemi. Eğer kağıt'ı kullanıyorsanız makas'a karşı hiç şansınız yok ve acilen yardım almak zorundasınız. Bu sistem sayesinde multiplayer'da takımlar arası bütünlüğün üst düzeyde olması ve koordineli oyunun sağlanması şart oluyor. Bu yazıyı okuyan bazı insanların kafasında şu soru işareti belirmiş olabilir : Bu oyunda base'imiz yoksa multiplayer'da kazanma şartı ne peki ? Oyundaki stratejik noktalardan daha önce bahsetmiştim. Bu noktalar genelde tek değil, haritada öyle bölgelerde yer alıyor ki ya 2 tane yan yana ya da 3 tane. Bu ne demek oluyor? Şu demek oluyor. Süpermarket'in bir sağında bir de solunda bir beyaz çember var. Bu beyaz'ın anlamı o bölgeye kimse hakim değil. Herhangi bir aracımızı soldaki ve sağdaki çemberin içine koyup birkaç saniye bekleyince o bölgeler yeşil'e dönüyor ve bizim oluyor. Çemberin içindeki araçlarımızı veya askerlerimiz orada bir süre daha tutarsak otomatik olarak askerlere karşı etkili olan machine gun position, tanklara karşı etkili olan anti-tank position ve helikopterlere karşı etkili olan anti- air position oluşuyor. Yalnız bu oluşum süresi sırayla oluyor ve uzun sürüyor. Önce machine gun fortification oluşuyor ve yaklaşık 1 dakika sürüyor. Daha sonra diğerleri… Tabi bu arada ordumuzdan 2 tane aracı kaybetmiş oluyoruz ki bu da diğer bölgeleri almak için zaman kaybetmemiz demek oluyor. World in Conflict'te Company of Heroes'ta olduğu gibi 1 tankımız veya ordumuz çok değerli, bütün ordumuzu efektik bir şekilde kullanmamız başarı için şart. Baştaki soruya dönecek olursak; sahip olduğumuz stratejik noktalar rakipten fazla olduğu sürece rakibin puanı eksiliyor ve zaman bittiği zaman kimin puanı yüksek ise o takım kazanıyor. ( Haritadaki bütün kontrol noktalarını tutarsak oyun otomatik olarak bitiyor ) Oyunda bir de hava saldırısı düzenleme imkanı var. Sol üst köşede yer alan menüden nuke bomb, tank buster, airstrike , laser guided bomb, napalm strike, heavy artillerty gibi saldırıları yapabiliyoruz. Aynı zamanda yine o menüden, kaynaklarımızı harcamadan tank veya asker indirebiliyoruz.World in Conflict hakkında söyleyeceklerimiz şimdilik bu kadar, oyunun çıkmasına kısa bir süre kala size tavsiyemiz bu oyunu kaçırmamanız. Özellikle bir strateji sever oyuncuysanız …


ALINTIDIR
9 Oct 2007


Amerika'dan bir ‘o’ an... Grand Forks bölgesinde hava çok soğuk, eksi 15 derece. Ve bir otobüsün buz tutmuş penceresinden bakan bir çift göz... İçeriden camın buğusuna çocuk eliyle atılmış bir imza gibi görünen boşluktan merakla dışarı bakan bu gözler de Saint Mary's Katolik Okulu birinci sınıf öğrencisi Halef'e ait. Soğuktan neredeyse gözleri de donmuş gibi Halef'in. Saint Michael Katolik Kilisesi'ne düzenlenen bir okul gezisinin ardından otobüste beklerken çekilmiş bu fotoğraf. Neredeyse ‘o’ anda soğuktan yaşamın da donduğu izlenimi uyandıran bir ‘o’ an.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Siyah ve beyaz


Kutsal topraklarda çekilmiş bir fotoğraf… Hac farizesini yerine getirmek için onbinlerce müslüman bugünlerde Mekke'ye gidiyor. Bu karedeki iki kadın da hac için Mekke'deler. Hac farizesinin yerine getirildiği mekanlarda insanların üzerindeki ihramdan ötürü beyaz hakimdir ama, Mekke sokaklarında kadınlar sözkonusu olunca, genellikle kutsal yerlerdeki hakim görüntüye tezat bu görüntü ortaya çıkıyor.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
İnsan vücudunun esrarı


Pekin Doğal Tarih Müzesi'ndeki sergide çekilen bir ‘o’ an... Çinli çocuğun dikkatlice hatta biraz da anlamaya çalışarak baktığı da başka gezegenlerden geldiği sanılan bir canlı figürü değil... O da onun gibi bir insan... ''İnsan vücudunun esrarı'' adlı bu sergi için koruma altına alınmış gerçek bir insanın cesedi bu ve onun gibi altı tane daha var. Bir fabrikada özel bir teknikle cesetler bu halde korunuyor.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Dayanıklılık artırma idmanı


Kore’de askerin dayanıklılığını artırma idmanından bir ‘o’ an... Koreli deniz piyadeleri her kış olduğu gibi bu kış da 400 kilometreyi 7 hafta boyunca üstleri çıplak yürüyerek dayanıklılık testine tabi tutuluyor. Eğitim amacına ulaşmış olmalı ki bu ‘o’ anda eğitimi eğlenceye dönüştürecek kadar dayanıklı görünüyorlar...
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Görev başında


‘O’ anları elde edenler de ‘o’ anların konusu olamaz mı? İşte “Evet” yanıtına bir örnek. National Geographic Türkiye dergisinin Fotoğraf Editörü Kemal Nuraydın, Çemizgezek'le ilgili makalede Keban Gölü’nde çalışan feribotun o bölgedeki önemini anlatmak için fotoğraf çekerken... Kemal Nuraydın, istediği fotoğrafı ve koyunların ilgisini çekmek için ilginç sesler çıkarmış, ama pek bakan olmamış. Yine de bir tanesi bakmış... Objektifin karşısında objektife bakan meraklı koyunun ‘o’ anını National Geographic Türkiye’nin Ocak sayısında bulabilirsiniz.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Yikim


Filistin'de Refah Mülteci Kampı’nda çekilen bir fotoğraf. ‘O’ anda en büyüğünden en küçüğüne kadar herkesin yüzünde mutsuzluk ve endişe duygusu okunuyor. Yatakta yatan engelli Sami ve ailesinin geri kalanı, İsrail askerleri evlerini yıktığından bu yana bu tek göz odada yaşıyor. Ancak İsrail askerlerinin bu odayı da yıkmasından endişe ediyorlar. ‘O’ anda o odada bulunan kimse için hayat yolunda gitmiyor.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Mutluluğun anı


Mutluluğun ‘o’ anı... Afrika'nın güney ucundaki ülkedesi Namibya'dan geleneksel yaşam tarzlarını sürdüren Himba Kabilesi’nden bir anne dinginlik, huzur ve mutluluk içinde kucakladığı çocuğuna bakıyor. Hala para ekonomisinden uzak duran Himbalar, ''para doğurmaz ama anne insan doğurur... Bu yüzden bizde kadınlar el üstünde tutulur'' diyerek medeniyet dersi veriyor. Fotoğraf, National Geographic Türkiye’den. Güçlü fotoğraflarla desteklenmiş Himbalar’la ilgili makale derginin Ocak sayısında.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Göçmen kampı


Sudan'da geçen yıl Mart ayından bu yana hükümete bağlı birliklerle Sudan Özgürlük Ordusu adlı örgüt arasında bir iç savaş var. Sudan'dan komşu Çad'a bu süre içinde 95 bin kişi göçetti. Ve sınırın öte yanında, dünyanın da pek ilgilenmediği insanlık dramı başladı. Sınır Tanımayan Doktorlar’ın kurduğu kampa giden AP fotoğrafçısı Karel Prinsloo da 11 ay biriken perişanlığı böyle fotoğrafladı...
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Gurur ve mutluluk


Namibya'nın kuzeybatısındaki Himbalar’dan bir ailenin ‘o’ anı. Bir anne ve babanın yanlarındaki çocuklarından ve gerideki sürülerinden ötürü yaşadıkları mutluluk ve gururun fotoğrafı. National Geographic Türkiye’nin Ocak sayısında.Himbalar’ı daha yakından tanıyabilirsiniz…
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Vincent Van Gogh balonda


Başınızı biraz sol tarafa yatırırsanız o ünlü portreyi görebilirsiniz...Van Gogh'un deliliğin sınırlarında gezindiği ve tedavi gördüğü sırada Paris'te 1888 yılında yaptığı kendi portresi... Burada gözünü kırpmış görünüyor ama aslı öyle değil. Çünkü o ünlü portre bir sıcak hava balonunun üzerine tıpkı basımla aktarılmış. İsviçre'deki festivalde balon gökyüzüne süzülmeden önce de foto muhabiri meslektaşımız bu ‘o’ anı elde etmiş.

[ ALINTIDIR ]































9 Oct 2007

ÜSTTEKİ RESİM MEKKEDEKİ BÜYÜK MESCİDİMİZ...

ÜSTTEKİ BUDA FARKLI GÖRÜNTÜ MEKKEDEKİ MESCİD...

ÜSTTEKİ RESİMDE CİDDEDEN KIZILDENİZDEN SAHİLDEN GÖRÜNTÜ

ÜSTTEKİ RESİM BÜYÜK MESCİDİN İÇİNDEN GÖRÜNTÜ...


Son Ziyaretçiler


4 Nov 2007 - 19:46


10 Oct 2007 - 14:03


9 Oct 2007 - 11:00


5 Oct 2007 - 16:01


5 Oct 2007 - 1:56


29 Sep 2007 - 21:01


28 Sep 2007 - 3:14


27 Sep 2007 - 22:40

Yorumlar
Diğer kullanıcılar sizin için bir yorum yapmamışlar NoFeaR.

Arkadaşlar
Sonuç (arkadaş) bulunamadı....
RSS Basit Görünüm Tarih : 04 12 2008 - 09:04 AM